Önceki yazılarımda SIEM’in ne olduğunu, SOC yapılarındaki önemini ve SIEM sistemlerinin beslendiği temel veri kaynağı olan log yönetimini ele aldık.
Burada konu bakımından biraz daha detaya ineceğiz. Topladığımız binlerce, hatta milyonlarca log arasından gerçekten bir güvenlik olayının gerçekleştiğini nasıl anlarız?
Büyük ya da küçük çoğu kurum ve kuruluşun altyapısında her saniye binlerce olay gerçekleşebilir. Kullanıcılar sisteme giriş yapar, dosyalara erişir, uygulamalar çalışır, firewall bağlantılara izin verir veya engeller, endpoint’lerde işlemler gerçekleşir. Bunlar gibi daha birçok potansiyel senaryodan söz edebiliriz.
Asıl olay ise olağan aktivitelerin arasına karışan şüpheli davranışları ve saldırı belirtilerini tespit edebilmektir.
SIEM; farklı kaynaklardan gelen verileri toplar, anlamlandırır, ilişkilendirir ve belirli kurallar veya analiz yöntemleri doğrultusunda potansiyel güvenlik olaylarını ortaya çıkarır.
Bu yazıda, bir log kaydının nasıl güvenlik olayına dönüştüğünü, korelasyon ve detection mantığının bu süreçteki rolünü ve farklı güvenlik ürünlerinden gelen verilerin nasıl birlikte değerlendirilebildiğini inceleyeceğiz.

Her Log Bir Güvenlik Olayı Değildir
SIEM’e gönderilen her logun bir saldırı anlamına gelmediğini tekrar belirtmek isterim.
Örneğin;
- Bir kullanıcının sisteme başarılı şekilde giriş yapması
- Bir firewall’ın bağlantıya izin vermesi
- Bir sunucuda bir servisin başlatılması
- Bir kullanıcının bir dosyaya erişmesi
- EDR’nin bir endpoint üzerinde şüpheli bir process tespit etmesi
- Trend Micro’nun zararlı bir dosyayı engellemesi
- EDR’nin bir process’in ağ bağlantısı kurduğunu kaydetmesi
- Trend Micro’nun bir endpoint üzerinde malware tespit etmesi
- EDR’nin bir kullanıcının USB cihaz bağladığını kaydetmesi
- Trend Micro’nun şüpheli bir URL erişimini engellemesi
- EDR’nin bir dosyanın oluşturulduğunu veya silindiğini kaydetmesi
- Trend Micro’nun bir endpoint üzerinde güvenlik politikası ihlali tespit etmesi
tek başına bakıldığında herhangi bir saldırı belirtisi olmayabilir.
Ancak aynı olayların belirli bir zaman aralığında, belirli bir kullanıcı, IP adresi veya cihaz ile birlikte gerçekleşmesi olayın anlamını değiştirebilir.
Örneğin:
Tek bir başarısız login denemesi → Normal olabilir
Ancak:
2 dakika içerisinde aynı kullanıcıya karşı 100 başarısız login denemesi → Şüpheli olabilir
Bu mantığı Splunk üzerinde basit bir sorguyla örnekleyebiliriz.
index=windows_index_isminiz EventCode=4625
| bin _time span=2m
| stats count as failed_attempts by _time, user, src_ip
| where failed_attempts >= 20
| sort - failed_attempts
Bu sorgu, Windows Security loglarında başarısız login olaylarını kullanıcı ve kaynak IP bazında gruplandırarak belirli bir eşik değerinin üzerindeki aktiviteleri göstermektedir.
Örneğin sonuç şu şekilde olabilir:

Burada önemli olan nokta, 20 başarısız login görüldüğü için kesin olarak saldırı gerçekleştiğini söylememektir.
Bu sonuç yalnızca araştırılması gereken bir davranışın bulunduğunu gösterir.
Aynı aktivite yanlış yapılandırılmış bir servis, kullanıcının parolasını unutması veya bir güvenlik testi nedeniyle de gerçekleşebilir.
Dolayısıyla SIEM’in ürettiği sonuç, SOC analisti için çoğu zaman ilk araştırma noktasıdır. Bir sonuçtansa, sonucun bir başlangıcı denilebilir.
Korelasyon: SIEM’in En Önemli Yeteneklerinden Biri
SIEM’in güvenlik olaylarını tespit etmesinde en temel mekanizma korelasyondur.
Korelasyon, farklı kaynaklardan gelen olayların belirli kriterlere göre ilişkilendirilerek anlamlı bir güvenlik senaryosuna dönüştürülmesidir.
Mesela bir evin hırsızlık olayını düşün:
- Kapının gece saat 03.00’te açıldığı görülüyor.
- 2 dakika sonra evin salon ışığı yanıyor.
- Ardından evdeki değerli eşyanın bulunduğu dolap açılıyor.
- Son olarak evin kapısından biri çıkıyor.
Bunların her biri tek başına normal bir olay olabilir.
Ama bu olaylar birbiriyle ilişkilendirildiğinde, sistem şunu çıkarabilir:
“Gece saatlerinde kapı açıldı → evin içine girildi → değerli eşyalara erişildi → kişi evden çıktı. Muhtemelen hırsızlık gerçekleşti.”
İşte bu olayları bir araya getirip tek ve anlamlı bir senaryoya dönüştürmeye korelasyon denir.
Örneğin bir saldırganın bir kullanıcı hesabına erişmeye çalıştığını düşünelim.
Öncelikle:
Windows Event Log
aynı kullanıcı için çok sayıda başarısız login denemesi gösterebilir.
Ardından:
Windows Event Log
aynı kullanıcı ve kaynak IP üzerinden başarılı bir login gerçekleştiğini gösterebilir.
Bu iki davranışı birlikte incelemek, yalnızca başarısız loginleri saymaktan çok daha anlamlı bir sonuç ortaya çıkarabilir.
Örneğin:
index=windows_index_isminiz (EventCode=4625 OR EventCode=4624)
| stats
count(eval(EventCode=4625)) as failed_logins
count(eval(EventCode=4624)) as successful_logins
by user, src_ip
| where failed_logins >= 10 AND successful_logins >= 1

Burada SIEM yalnızca “çok fazla başarısız login var” demiyor.
Aynı zamanda:
Başarısız loginler → Başarılı login
ilişkisini ortaya çıkarıyor.
Bu ilişki, çok sayıda başarısız giriş denemesinin ardından gerçekleşen başarılı girişin, olası bir brute force saldırısının başarıya ulaşmış olabileceğine dair daha güçlü bir güvenlik göstergesi olarak değerlendirilmesini sağlar.
Not: Görsellerde kullanılan IP’ler herhangi bir kurum ya da kuruluşa ait değildir, bilgi güvenliğine örnek olması açısından karalanmıştır!
Firewall Logları ile Ağ Davranışlarının Tespiti
SIEM’e gönderilen önemli veri kaynaklarından biri de firewall loglarıdır. (Çoğu zaman en önemlisi)
Firewall’lar Source(Kaynak) IP, Destination(Hedef) IP, Port, Protokol, Policy ve bağlantının izin verilip verilmediği gibi birçok bilgiyi sağlayabilir.
Örneğin kısa bir zaman aralığında aynı IP adresinden çok sayıda bağlantı denemesi isteği gerçekleşmesi birçok potansiyel davranışın araştırılmasını gerektirebilir. (örn: Port Scanning)
Basit bir SPL örneği:
index=firewall_index_isminiz action=blocked
| stats count by src_ip, dest_port
| where count >= 100
| sort - count

Burada da dikkat etmemiz ve geniş perspektiften bakmamız gereken şey tek bir firewall deny(red) logu güvenlik olayı olarak değerlendirilmez.
Ancak aynı kaynaktan çok sayıda bağlantı denemesi gelmesi, hedef portların çeşitlenmesi veya farklı sistemlere yönelik benzer aktivitelerin görülmesi olayın gidişatını değiştirebilir.
Bu nedenle firewall loglarının SIEM içerisinde diğer veri kaynaklarıyla entegre şekilde değerlendirilmesi ve düşünülmesi önemlidir.
Endpoint ve EDR Verileri ile Tehdit Tespiti
Öncelikle EDR temel olarak endpoint üzerinde gerçekleşen aktiviteleri izlemeye ve endpoint seviyesinde tehditleri tespit etmeye odaklanırken, SIEM farklı güvenlik ürünlerinden ve sistemlerden gelen verileri merkezi olarak bir araya getirerek daha geniş bir görünürlük ve korelasyon imkânı sağlar.
Modern SOC ortamlarında SIEM yalnızca firewall veya işletim sistemi loglarından beslenmez.
Örneğin Endpoint Detection and Response (EDR) çözümleri de SIEM için oldukça önemli veri kaynaklarıdır.
EDR, Firewall ve SIEM ürünleri birbirine iyi entegre edilmiş kullanıldığı taktirde EDR sistemleri endpoint üzerinde gerçekleşen aktiviteleri daha detaylı şekilde gözlemleyebilir.
Örneğin;
- Process oluşturulması
- Şüpheli komut çalıştırılması
- Dosya aktiviteleri
- Registry değişiklikleri
- Zararlı yazılım tespitleri
- Şüpheli network bağlantıları
gibi aktiviteler EDR tarafından tespit edilebilir.
Örneğin Splunk’a EDR loglarının aktarıldığını varsayarsak, yüksek önem seviyesine sahip olayları basit bir sorguyla inceleyebiliriz:
index=edr_index_isminiz
| search action="blocked" OR severity="high"
| stats count by host, user, process_name, severity
| sort - count
Burada birincil amaç EDR’ın yaptığı tespitleri tekrar yapmak değil, EDR’dan gelen bilgileri SIEM’in diğer veri kaynaklarıyla birlikte değerlendirebilmektir.
Örneğin Trend Micro, Microsoft Defender, CrowdStrike, Carbon Black veya farklı EDR/XDR çözümlerinden gelen bir endpoint uyarısı, SIEM içerisinde kullanıcı, IP, hostname veya zaman bilgileri üzerinden diğer olaylarla ilişkilendirilebilir.
Böylece farklı güvenlik ürünleri birbirinden bağımsız çalışan sistemler olmaktan çıkarak daha geniş bir güvenlik görünürlüğünün parçaları haline gelir ve çözüme ulaşmak için birbirini tamamlar.
Şüpheli PowerShell Aktivitesinin Tespiti
Farklı bir örnek olarak Endpoint loglarının değerini göstermek için PowerShell üzerinden de basit bir örnek verebiliriz.
Windows ortamında PowerShell kullanılması tek başına zararlı değildir. Sistem yöneticileri ve uygulamalar tarafından günlük operasyonlarda kullanılabilir. Bunların gerekli prosedür ve görev dağılımlarıyla düzenlenmesi şarttır.
Ancak PowerShell’in nasıl ve hangi süreç tarafından çalıştırıldığı önemli bir bağlam sağlayabilir.
Örneğin:
index=windows_index_isminiz EventCode=4688
| search process_name="*powershell.exe*"
| stats count by host, user, parent_process, command_line
| sort - count

Burada yalnızca PowerShell çalıştırılmış olması saldırı anlamına gelmez.
Fakat PowerShell’in bir Office uygulaması tarafından başlatılması, encoded command kullanılması veya aynı endpoint üzerinde EDR tarafından şüpheli bir davranış tespit edilmesi gibi ek göstergeler olayın risk seviyesini değiştirebilir.
İşte burada context, yani olayın bağlamı önem kazanır.
Splunk, Elastic ve Diğer SIEM Platformlarında Detection Mantığı
Konunun bir diğer başlığı farklı SIEM ürünlerinin mimarileri ve kullandıkları teknolojiler birbirinden farklı olabilir.
Splunk Enterprise Security, Elastic Security ve diğer SIEM çözümleri farklı sorgulama ve detection mekanizmalarına sahip olabilir.
Örneğin Splunk tarafında SPL kullanılarak belirli davranışlar aranabilir ve belirlenen koşullar gerçekleştiğinde detection veya alert oluşturulabilir.
Elastic tarafında ise Elasticsearch üzerinde tutulan veriler Elastic Security’nin detection mekanizmaları üzerinden değerlendirilebilir.
Ancak kullanılan ürün ne olursa olsun temel yaklaşım ve algoritma büyük ölçüde benzerdir:
Veriyi topla → Veriyi anlamlandır → Davranışı analiz et → Şüpheli durumu tespit et → Alarm üret
Bu nedenle başarılı bir detection tasarımında kullanılan SIEM ürününden daha önemli olan nokta, hangi davranışın tespit edilmek istendiğinin doğru tanımlanmasıdır. Bu ayrımı yapmak çok kritiktir.
Alarm Üretmek Saldırıyı Tespit Etmek Anlamına Gelmez
SIEM sistemlerinde en sık karşılaşılan problemlerden biri de burada ortaya çıkar.
Bir detection kuralının çalışması, saldırının kesin olarak gerçekleştiği anlamına gelmez.
Örneğin bir sistemde 20 başarısız login görülmesi gerçekten brute force olabilir.
Ancak aynı davranış;
- Kullanıcının şifresini unutması
- Yanlış yapılandırılmış bir servis
- Otomasyon sistemi
nedeniyle de gerçekleşebilir.
Bu nedenle SIEM tarafından üretilen alarmın SOC analisti tarafından incelenmesi gerekir.
Burada False Positive kavramı ortaya çıkar.
İyi bir SIEM ortamının amacı mümkün olduğunca fazla alarm üretmek değil, doğru ve anlamlı alarm üretmektir.

Sonuç
SIEM sistemlerinin asıl amacı milyonlarca logu tek bir yerde toplamak değildir.
Asıl amaç, bu büyük veri yığını içerisinden güvenlik açısından anlamlı ve müdahale edilebilir davranışları ortaya çıkarmaktır.
Bunu gerçekleştirmek için bu parametreler çok önemlidir;
- Doğru log kaynaklarının toplanması
- Logların doğru şekilde normalize edilmesi
- Detection ve korelasyon kurallarının oluşturulması
- Farklı güvenlik ürünlerinden gelen verilerin ilişkilendirilmesi
- False positive oranlarının azaltılması
- SOC analistlerinin olayları bağlam içerisinde değerlendirmesi
gerekir.
Bir Firewall logu tek başına yalnızca bir bağlantıyı gösterebilir.
Bir Windows Logu tek başına yalnızca bir login olayını gösterebilir.
Bir EDR uyarısı tek başına yalnızca şüpheli bir process’i gösterebilir.
Ancak bu olaylar aynı kullanıcı, endpoint, IP adresi veya zaman aralığı üzerinden ilişkilendirildiğinde SIEM, dağınık olayları anlamlı bir güvenlik hikâyesine dönüştürebilir.
Bu nedenle başarılı bir SIEM yapısının temelinde yalnızca güçlü bir ürün değil;
Doğru Veri, Doğru Detection, Doğru Korelasyon ve Doğru Analiz Yaklaşımı bulunur.